Bu zamanda herkes birbirine vaktim yok diyor 5 da başka bişey demiyor. Görücü gelmiş kızımıza, görüştürmeye vaktimiz yoktu. Aracının vakti yoktu. Ailesinin vakti yoktu. Kız arkadaşının dahi kıza söylemeye vakti yoktu. Vakitsizlik ne zor şeydi. Kızın kendisinin bile vakti yoktu tanışmaya. Oğlanın ece zamanında gelmeye vakti yoktu. Oğlanın annesi sabah 10:00 dan öğlden sonra 14:00 kadar oğlanı aramaya vakit bulamadı. Kız tam tanışacağız diye beklerken, kızın anlatmaya vakti olmayan kız arkadaşı benim yaşım geçiyor, vaktim yok dedi. Tanıştıracak olanlar lafı uzattı. Tanışacak olan evden çıktı, hastanede randevusu vardı. Vakitsiz olan oğlan eve geliyordu, onun da vakti yoktu. Kız telefonla konuşuyordu, oğlanla yolda karşılaştı ama konuşmaya vakit bulamadılar. Oğlan eve gitti tanışacağıyla tanışmaya, tanışacak olan hastaneye gitmişti. Kızın dostu ben istiyorum diye tutturunca, yeni birine vakit kalmadı. Annesi de madem vakit yok bu olsun dedi. Aracı olan olanları diğer kıza bildirmeye vakit bulamadı. Diğeri bekledi durdu boşu boşuna. Ailesine de söylenmişti ama gerek kalmadığından bilgi de verilmedi, vakitsizlikten. Nişanlar takıldı diğeriyle. Çünkü o zaten hep bu an'ı bekliyordu, kaçıramazdı fırsatı. Hazır diğeri de aradan çıkartılmıştı usulune göre. Kızın ilk anlaştığı askerdeydi. O da dönmüştü tam evlilik arefesinde. Balıklamasına daldı olaya. Zamanım yok dedi, bana sözü vardı onun evlenemez başka kimseyle. İki erkek, bir kız oldu sahne. Bunca zamansızlıkta bir de bu çıkmıştı. Yaşı geçiyordu, bekleyemezdi kimseyi. Evet, diğeri de aradan çekilmişti. Yaşı çoktan geçmişti. Bu kızın da evlenmeye vakti vardı ama bir türlü olmuyordu işte. Sabır sınavımıydı?"Artık evlenmek istiyorum" deyip duruyordu ama bir türlü evlendiriveren yoktu. Zaman bitmişti. Gelenler gitmişti. Herkes kendi gerçeğiyle baş başa kalmıştı. Zaman birden genişleyivermişti. Her şeye zaman varmış. Kimse evlenemedi bunca zamana rağmen. Nedeni ise "zamanları yoktu."