CEYLAN KORYÜREK’İN ŞİİRLERİNDE İMGE BETİMLEMELERİ,
EVRENSEL KIMILTILAR
ABDULLAH RIZA ERGÜVEN
Ahmet Miskioğlu, yıllardan beri Türk Dili Dergisi’ni büyük bir özveriyle çıkarıyor. Türk Dil Kurumu’nun elenmesiyle Miskioğlu büyük bir boşluğu doldurdu. Onun bu çabaları, onun dil sevgisiyle besleniyor. Bu arada Miskioğlu değerli genç yazar ve ozanları da Türk Yazını’na kazandırdı. Bu sevinilecek bir atılım.
Umut dolu, geleceğe yönelik bu yeni ozanlardan Ceylan Koryürek, şiirlerini düşünüyle örgülüyor. Bu düşünsel şiirlerde yaşamın bütün canlılığı olduğu gibi yansıyor. Karşılaşma:
Yolunu şaşırmış bir çift göz
Zincirleri boşaldı bakışların da
Koryürek’te aşılmaz bir imge gücü var . Yeni kendini kolay kolay vermeyen imge örgülenmeleri dizelerden taşıyor. Öylesine yeğin, içten ve dolu. Bu içerikli imge pırıltaları Ceylan’ın şiirlerini daha da canlı tutuyor. Sevi konusunda, kıpırtılı bakışlar, zincirlerinden boşanmış olarak sürüp gidiyor. Bu dizelerde özdeş anda ozan, güzel bir görüntü, imge yakalıyor. Görünüm şiirinde de böyle bir imge oldukça değer kazanıyor. Şiire kimliğini veriyor
Önce kirpiklerini geçmem gerekti
Bu şiirler kendini birden bire açıp yaymıyor okuyucularına. Okuyucu düşündürüyor şiirin içeriğine ulaşmak için:
Tutsaklığı durmadan çoğalan
Kızıl güneşti yanan beden.
Aşk Üzerine şiirinde Ceylan Koryürek; görüntüyü, imge gücünü daha da yoğunlaştırıyor:
Döküldü ağzından samanyolu
Yıkadı sözcükleri büyüsüyle
Uzayın sonsuzluğunda tutuşan yıldızların, çarpışan samanyollarının artakalan küllerinden oluşturduğumuz gerçek artık! İnsan doğanın yıldızların (güneşlerin) ürünü! İnsanda ne de olsa, yıldızları içeren samanyollarının özü var. Bu bir süreç milyarlarca yıl süren! “Ol dedim. Oldu”yla hiçbirşey varolmaz!
Karşıtlık (tezat) sanatı da ağır basıyor bu değerli ozanımızda.
Ertelenmiş Kavuşmalar Bağışlanmaz:
Güzel bir düş görsem kalkıp ağlıyorum
Güzel düşle, ağlama’nın karşıtlığı daha da büyülüyor okuyucuyu. Onu kendi evrenine çekiyor.
Çağrışımlar’da insanın doğadaki durumu, devinimi, kımıltısı; insanın doğayla ilişkisi belirleniyor. Doğayı konuşturan Van Gogh fırçası gibi. Ceylan’da insel evreni dillendiriyor. Her şey ancak iz bırakmakla ancak süreklilik kazanıyor:
Sessiz durdu geçer diye
Parmakları dolandı geceye
Herşey iziyle kaldı.
Ceylan Koryürek’in Baudleire sevgisi belki de onun imge sanatını kamçılıyor. Ozan kendisine özgü yeni bir imge sanatı kuruyor:
Ağa düşmüş böcek gibi
İç içe uzaklıklar yakınlıklar
dizelerinde doğanın her nesnenin birbiriyle ilişkin olduğunu belirleyen bir açılım var. Ozan Koryürek’in bu sezgisini yıllar önce şöyle açıklamış, simgesel bir denkleme vurmuştum:
K = a(b1 + c2) • t
Evrende her öğe a, ilişkin öğelerle b1 + c2, doğa yasalarının doğrultusunu izler. Bu Evrensel İlke, t süresince oluşuma açılır.
Yukarıya örnek olarak aldığım dizeler, şiir olarak da evrensel bir durumu doğa-canlı, doğa insan ikilemini yansıtıyor.
Evrenin oluşumu ne de olsa kargaşalı (kaotik). Doğanın bir parçası olan insan da, insanın iç dünyası da böyle bir kargaşaya açılır. Öyle ki, insan zaman zaman sevip sevmediğini de bilemez. Gerçekte seviler, sevgiler, özlemlerdir, seveni tedirgin duruma dönüştüren.
Çağrışımlar’da böyle bir duygulanmayı, ozan şöyle betimliyor:
Erişilemeyen sevgilerle özlemler
Kendi ipini çekmiş bir duruş
Kendini ele verdi.
Yukarıdan beri örnek verdiğim şiirler, dizelerle geleceğin güçlü bir ozanıyla karşı karşıya geldiğime inanıyorum. TÜYAP, nice okuyucular, yazarlar, ozanlarla tanışma olanağını sağladı bana! TÜYAP yöneticilerine Stokholm’den sağolun diyorum.
Türk Dili Dergisi Sayı: 75 Kasım/Aralık 1999