Bir deniz kıyısında sersem bekleyişler içinde öteki kıyılara yönelik ayrılık başlarken; yüzümün sağırlığını kurcaladım. Nasırlaştı kumsalın teni.. Tüyleri dökülmüş taşlarla soyundu bir ırmak: Engin tarihlerin izbesi eşliğinde, bir bölgeden bir bölgeye... Çığlığım paslı.. Korku; emiyor anlamı. Zaman kepenk indiriyor, zamana karşı.. Pusulasız imgenin kustuğu kuytu, anlam damarımda orman kemirdi. Kutsal hazine morgunda izlek sunakları renkli sis.Ve nedense şiirin eksik yanı tarife edilmişir Tanrıya!.. Somut ve soyut anlamlar arasında tînsel bir sıçrayış!.. Çöl hisseder sözümün sancısını; anlatamadı ki derdini evham yüklü direnişler.. Akşamın omurgasına tünemeyeceğini anlamadığın Ay; taşra ezgisiyle uyandırdı bu gece beni..Ben ki gölge oyunu!.. Bir tiyatro sahnesinde kısa oyunlarda perdeler uzadı. V. perde de oynayan, ruhsuz bir siyasetçinin hatırası: Kıyamet yakıldı, sevişmeyip; kuruyan kösnül ağaçlarıyla.. Gecenin derisine sakladım ölümü, kanımı emzirdim şiire. Nefesimi içirdim hüzne.. Ve bir ayaz vakti bohçaladım yağmur cesetlerini ardından.. Deniz'ler yığıldı kaldı gözlerime.Gecelerin dil sürçmesiyle söylenen şarkılar sebebiyle.. Mavilikte hüsran yumağı var şimdi.Büyük isyanların küçük adamı diye dalga geçiyor Wilhelm Reich, bak tanrıyla sohbet eylerken.. Ağaçlar dudak kuruttu bal emdirirken kendinden. Anlamadın kitapsız bir şair olarak kaldım erdem bakışlar ücrasında sinemin. Sonra kis ezberi, sonra his. Ve duyumsanmayan duygu secceresinde kavis kavis çizgilerle kavmim. İnanılası varlığının yokoluşla birleştiğine inandırma beni. Soluk, hecenin hurufi ürküsü oldu artık. Düşün ültrasyonu çekilmiyor şükür!.. Güller dikenine güler olmuş, ayaklara battıktan sonra.. Ve bir sandal nezdinde livarımda cehalet taşıyorum okyanusa.. Ağır ve sert bir hacim bünyesinde beden. Alevsel yürek sancılarında. Utanma; Ağla!.. Ağla gecelerin vazgeçilmezliğinde diyor kendine. Ve son replik: Kan,sus ve bit.. Serdar Rehalı