En büyük acıyı yaşıyorum dersiniz sevgilinizden ayrıldığınızda. ayrılık değilmiş en büyük acı, özlemekte değilmiş .en büyük acı içimizde giderek büyüyen boşlukmuş. en büyük derdim kim sevdiğimi, kimi beklediğimi bilmeden yaşamak . öylesine bencil yaşıyorumki hayatı kendimi bile sevemiyorum. içimde giderek büyüyen o boşluğa engel olamıyorum. yaşamak denince içimdeki o derin sızı geliyor aklıma ;yaşamayı bile sevmiyorum bazen .derinliklerden gelen bir ses ''sen yaşamayı haketmiyorsun, bütün duygularını yitirdin sen artık bir daha sevemeyeceksin '' diyor. başımı yastığa koyduğum an başlıyor düşüncelerin en derini, kimi düşünürsem düşüneyim en derin duygularımda hep bir boşluğa sesleniyorum, seni düşünmek istiyorum ama düşünmemem gerektiğini hatırlıyorum hemen. şu an ne yapıyosun ,kiminlesin, hangi bedenlere hayat veriyosun bilmiyorum ama bazen bütün bedenlerde seni görüyorum, kaçıyorum yağmurun yıkadığı kaldırımlardaki su birikintisinin içinde beliriyosun , kaçıyorum koşar adımlarla senin olmadığın biyerlere ama yağmur olup beni ıslatıyosun, güneş olup beni yakıyorsun kaçamıyorum bazen duruluyorum aynanın karşısına geçiyorum, zayıf, kırılgan, seninle konuşurken yüzü kızaran bir yüz beliriveriyor, bütün hırsımı aynadan çıkarıp kanayan ellerime hakim olamıyorum ve masaldan uyanıp gerçeğe dönüyorum senin olmadığın bir dünyada yaşamaya devam ediyorum bu dünyada seviliyorum ama bütün sevme haklarımı sende kullandığım için sevemiyorum, beni kim biraz sevse benimle biraz ilgilense beni kim biraz anlamaya çalışşa onu kırıyorum bazen rol yapmaya çalışıyorum ama bu oyun bana göre değil diyip yalnızlığıma çekiliyorum. kendimi tanıyamıyorum . eleştiriyorum sen bu değilsin böyle suskun kalamassın desemde konuşmak için bir neden bulamıyorum. bazende tanıyamıyorum kimseyi; tanıdığımı sandığım insanlar öyle çabuk değişiyorki... insanlara karşı suskun kaldıkça bütün öfkem, nefretim kendime yöneliyor ve soruyorum kimsin sen? ama cevap veremiyorum, sustuğumla kalıyorum... zazanas