Aşkın en virâne Konstantiniyye sokaklarında bekliyorum elimde bir pembe gülle.. çok beklettin ey gönüller fâtihi!.. “Stanbul” olma vakti değil midir gönül şehrinin ey “bî misl-ü bahâ” ?! Çok çektik yokluğunda, adlinle kutsa bizi yâ ehl-i kitâb! Gel artık, gel artık da sana bir gözyaşı temennâsı sunalım. gel artık da ayaklarının dibine ağlayan güller bırakalım. varlığından habersizken bile özlemiştik seni ki bundandır gelişini böyle heyecanla bekleyişimiz. nice bekletiştir bu yâ sâhib-ül diyâr-ı aşk, nerdesin?! gönül şehri sensiz harâbe, bilmez misin?.. nice bir mâbeddir gönül hânesi ki, sensiz, hüzünlere boğulmuş.. nice bir mâbeddir aşk mescîdi ki, sensiz, virâneye dönmüş.. gençliğinin bahârında seni kâmil yollara düşüren buydu, ne bellersin?! biz ki seni Elestte gördük, o meclîste seyreyledik meh-ru varlığını, ve gel dedik gel.. gel artık Fâtih gülü! gel artık gönüller nûru!.. gel ki artık ihyâ olsun, ma’mur olsun bu şehr-i aşk, gözler sürûru... Aşkın en harâbe Konstantiniyye kapılarında bekliyoruz, şimdi gölgen düşecek eşiğe diye.. nerdesin?! mumlar yaktık, duâdayız.. tebliğine boyun eğmeyenler utansın ey muştu, eşhedû yâ dürr-efşan, bizden sana eşhedû!.. gir artık bizim gönül şehrimize!. biz ki hem zâhirine hem bâtınına râm oluruz fethinin! bir nazârına mülk-ü bizans feda olsun ey muştu, biz şehâdet ettik tebliğine, duymaz mısın?! biz ki nicedir yollarını gözledik, biz ki nicedir helâk olduk yokluğunda, biz ki hakkel yakîn ölmeden öldük aşkınla, medet Fatih gülü, medet, gel artık ne olursun..! Serap PALA