Çok özledim... Gülen gözlerini özledim, gözlerinin bana bakışını, her bir bakışında gözlerinde gördüğüm aşkı özledim. Beni uyandırmanı özledim, her sabah uyandığımda seni görmeyi özledim. Çok severken vazgeçer mi insan? Sen nasıl vazgeçebildin severken? Sevmemiş miydin yoksa? Hayır, sevmemiş olamazsın. Bakamazdın yoksa öyle içten, sahiplenemezdin, kıskanamazdın herkesten? Beraber yürüdüğümüz sokaklara girmeye korkuyorum şimdi yalnızlığımı daha da yüzüme vurur gibiler. Her bir ev onsuz geçme der gibi. Yediğimiz her yemekte, önce bana verirdin ya sen kendi kaşığınla, yemek yiyesim gelmiyor artık. Besmelesiz yenen her bir lokma gibi düğümleniyor boğazımda. Ben her şeyini severdim ya senin, ama en çok sarılmanı özledim. Bana sarıldığında öyle bir sıkardın ki nefesim kesilecek sanırdım. Şimdi dokundurtmuyorum kimseyi kendime, sarılırsa biri bana, sen sanırım bir an da sana sarıldığım gibi sarılırım diye korkuyorum. Herkesi sen sanmaktan korkuyorum. Çünkü sen her yerdesin, uyandığım her odasın sen, başımı koyduğum her yastık, yüzümü sildiğim her havlu.. Uyanışım sonra da hayatımda artık olmadığını hatırladığım her an da sensin. Her şeysin ama artık benim olmayansın. Başkalarınınsın artık. Nasıl olur? Benimdin ya sen , nasıl tutarsın başka eli, nasıl bakarsın onun da gözlerine? Ona da der misin “Meleğim” diye? Meleğindim ya ben senin, kıyamazdın ya hiç, yine sen kırdın benim kanatlarımı. Korkardım hep seni kaybetmekten diye, kızardın bana. Ben seninim başkasının olamam derdin. Sen benimsin derdin.. Ben kimsesiz kaldım sen gidince, eşsiz kaldım, aşksız kaldım, güvensiz kaldım…