bir kız vardı gözleriyle konuşan. gözleriyle nefes alan, başka gözlere dokunan. bastığı yerlerde iz bırakan, hayat veren aslında amaçları yüreğini doldurmuş, ağırlaşmış yükünü hafifletmek için ensesinde bir nefese bile gerek duymadan düşünürdü her anında. noktasını koyamadığı ünlemini sorguluyordu adeta. adeta sessiz çığlıklar vardı içinde ağız dolusu. baktı tıpkı elleri kadar soğuk yatağına. yasladı başını rüyalı yastığına. yine düşündü ne zamn başlamıştı hayatı? ve nezamn bu kadar yorulmuştu başlangıcını bile bilmediği hayattan? ne zamn çatlamıştı dudaklardı daha kuraklık kendini hissettirmeden? ne zamn kalbini imha etmişti? ve ne zmandan beri barış ülkesinde patlamıştı silahlar? kırık kalpler kalemleşince şarkılar melodisizleşince damarlar kımldamayınca parmak uçları hissizleşince farketti tekrar düşündü zamn kavramının varlığı varlıksızlaşınca buldu işte o an savaşmak anlamsızdı en değerlimiz zamn bile varlıksızsa eğer düşünmedi melek bi uykuya bıraktı kendini ütopya yarattı kendine parası vardı artık çocuk sevgisi gibi temiz bi aşkı vardı. ismi vardı en sevdiğnden alfabenin en güzel harfinden hemde seslenmekten hiç bıkmadığı sonra ailesi vardı gülüşleriyle mutlu olduğu pamuk gibi huzuru vardı yine parası vardı doyumsuzca harcadığı yine aşkı vardı yine ailesi vardı ve yine parası vardı... dünya mı? hayat mı? onlarda ne? herşey uyku haliydi aslında........